Ters Lale

Ters Lale’nin Öyküsü

Size en uzun süre hayatımda olan (ve sanırım öyle de kalacak) kadından söz etmek istiyorum. Bu dünyaya gözümü açtığımda yanımda olmayan ama yanımda olanları değil de onu anne bellediğim, tanıyan herkesin kendisine bayıldığı ama hayatına girdikten sonra da aynı hızla kaçtığı kadından…

Aklıma gelen bir çok ilki onunla yaşadım. Bir insanın temelde insan vasfını hak edebilmesi için gereken ne varsa ondan öğrendim. Farkında olmadan hayatıma o kadar şey kattı ki eğer bilse muhtemelen suratına o alaycı gülüşlerinden birini daha takınırdı. Zaten onun en büyük farkı “farkında olmadan” insanlara kattıklarıydı.

İmparatorluğun yıkıntıları altında kalan bir ailede doğmuş, başından geçen tatsız evlilikten sonra iki çocuğuyla birlikte bekar, yakışıklı ve alabildiğinde “duygusal” bir adamla evlenmişti. Çektiği tüm acılardan sonra o evlilik ile birlikte bir anda el üstünde tutulan küçük çaplı bir kraliçeye dönüşüvermişti. Sevginin sınırsız gücüne öyle alışmıştı ki; en ufak bir doz düşüklüğünde çılgına dönüyordu. Bu nedenle karşılaştığı insanları önce aşırı bir sevgiye boğuyor, karşılığını alamadığında ise aynı hızla siliveriyordu.

Onu tanıyanlar şiddetinin azametini mi yoksa aşırı cömertliğini mi anlatacaklarını bilemezler. Herkesin bu konuda kafası o kadar karışık ki cenazesinde bile övgülerle “ama” ile başlayan cümleler birbirine karışıyordu. Oysa ben 18 yaşımda onu terkettikten bir hafta sonra karşılaştığımızda “Benden şimdi artık o kadın diye mi bahsediyorsun.” diyerek ağladığında onu çözmüştüm. O gün onun tam bir “ters lale” olduğunu keşfetmiş ve hep bu adla anmaya başlamıştım.

O günden sonra bana söylediği hiçbir ters söz dokunmaz olmuş, en sert kavgalarımızda bile aniden durup, ona sarılıp, kokusunu içime çekmeye başlamıştım. Zor bir kadındı ama o da her kadın gibi o da anlaşılmaz değildi. Sadece onu anlamaya çalışmak yeterliydi. Aşırı sevginin büyüsüne o kadar kapılmıştı ki herkesin onu daha çok sevmesini, muhtemelen tüm sevginin onda toplanmasını istiyordu. Bu tehlikeli bağımlılığı yüzünden kimseye sevgisini ölse bile tam anlamıyla ifade edemedi.

Sadece onun koynunda çocuk olabildiğim zamanlar geride kaldı. Şimdilerde ise sadece onu andığım zamanlarda çocuk olabiliyor, ağlayabiliyorum. Son aylarda hemen her sohbet ortamında mutlaka “Rahmetli de şöyle derdi” diye başlayan cümleler kurmaya başladığımı farkediyorum ve sanki ondan gizli onu çekiştirdiğim zamanlardaki gibi ürperiyorum.

Bir bayram arafesi gitti bu dünyadan. Bu, onsuz üçüncü bayramım ve diğerleri gibi bunu da hiç bayram gibi hissedemiyorum. Bu yazı iki senedir masamda bekliyor. Hala onun yaşlarında bir kadın gördüm mü kafamı çeviriyor, bakamıyor, dokunamıyor, konuşamıyorum.

Huzur içinde uyu Ters Lale‘m. İnanmayacaksın ama seni çok özlüyorum.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.