Nasıl Başarılı Olunur?

Nasıl Bu Kadar Başarılı Olduk?

İnternette artık neredeyse her şey için kullanılan “Siz nasıl bu kadar ……. oldunuz?” kalıbının kökeni olan videoyu izlediğimde bambaşka bir konu ve süreç için söylenmiş olsa da iki cümle bana çok dokunmuştu. O zamandan beri hemen her gün aklıma geliyor ve derin düşüncelere dalıyorum.

“Biz bir zamanlar kaybeden takımları tutardık. Ne oldu da siz her zaman kazanan takımı tutmaya başladınız?”

Bu cümlelerin beynimde çaktığı kıvılcım düşündükçe büyüyor ve sürekli yenisi eklenen sorularla iki uç noktada gidip geliyorum. Bir süre sonra bu soruları sormayacak kadar kendime yabancılaşma düşüncesi de ziyadesiyle korkutuyor beni. Bu nedenle tarihe bir not düşmek istedim ve aylardır kendime sorduğum soruları not almaya başladım. Belki içlerinde size de tanıdık gelenler vardır:

  • Biz nasıl oldu da nereden geldiğimizi unutup bir anda kendimizi başka sınıflara ait hisseder olduk?
  • İdollerimiz tarihteki karakter timsali insanlarken, ne ara çok kazanan iş adamları oluverdi?
  • Ne zamandan beri başkalarının biçtiği değerlerle kendimizi tartmaya başladık?
  • Onur, Sadakat, Dostluk, Mütevazilik, Utanç, Cömertlik, Vefa gibi kavramlar bize göre neden artık filmlerde bile sıkıcı klişeler oldu?
  • Züppelik bizim için nasıl bir yaşam biçimi haline geldi ve neden kendimizi üstümüzde taşıdığımız logolarla tanımlar olduk?
  • Bir zamanlar ideal yaşam standartı için hedeflediğimiz tutarları bir yemekte harcarken neden hala mutsuzuz?
  • Zenginlik tanımımız mutlu ve huzurlu bir yaşam sürmek iken şimdilerde milyon dolar eşikleri bizim için neden yetersiz gelmeye başladı?
  • Nasıl oldu da yardım etmek kavramına bu kadar yabancılaştık?
  • Ne zamandan beri bir arkadaşımız yardım istemek için elini uzattığında elimizi çeker olduk?
  • Birisine yardım etmek için vakit veya enerji harcamak bir yana neden bir telefon açmaktan bile aciz olduk?
  • Duyarlılık eşiğimiz ne zaman hastalık, kaza, hatta vefat hallerini dahi aşarak çevremizdekileri arayıp halini-hatırını sormaktan erinir hale getirdi?
  • Ne zaman arkadaş çevremizi kişiliklerine göre değil de statülerine veya cüzdanlarına göre seçmeye başladık?
  • Nasıl oldu da en yakınımızdakiler yerine kariyer pozisyonu nedeniyle başka insanların peşinde koşar, onları mutlu etmeye çalışır olduk?
  • Neden yeni tanıştığımız insanlara ilk sorumuz “Nasılsınız?” değil de “Ne iş yaparsınız?” olmaya başladı?
  • Ve karşısındakine bakış açısını “Ne iş yaparsınız?” sorusuna aldığı cevap ile oluşturan insanlara nasıl dönüştük?
  • Ne zaman insanların karakterleri yerine başarıları ve başarısızlıkları ile ilgilenir olduk?
  • Lüks araba kullanan birini gördüğümüzde dudağımıza yerleşen muzip gülümseme nasıl oldu da hayranlık dolu bakışlara dönüştü?
  • Bir mahalle bakkalından alış-veriş yapmak veya bir esnaf lokantasına girmek  yerine neden hepimiz AVM’lere doluşup ısrarla aynı dükkanlara bakıyor, aynı şeyleri almaya çalışıyoruz?
  • Hepimiz aynı yerlere gidip, aynı şeyleri yiyip, aynı giysileri giyerek daha çok aynılaşırken kendimizi nasıl daha farklı hissedebiliyoruz?
  • Herkesin her şeyi yapabileceği, her pozisyona yükselebileceği inancı nasıl oluştu bizde?
  • Birbirimize eşit olduğumuz bilincine ne zaman eriştik ve bunun bize aşıladığı kıskançlığı hızla nasıl benimsedik?
  • “Azıcık aşım, tatlı başım” mütevaziliğinden “Yapabilirsin! Başarabilirsin! Her şey mümkün!” yalanına ne ara hızla geçiş yaptık?
  • Başarılı olmak nasıl bu kadar takıntı haline geldi bizde ve bunu neden parayla ölçer hale geldik?
  • Herhangi bir şeyde başarılı olabilmek varken her şeyde başarılı olmak gibi bir ütopyaya nasıl inanır olduk?
  • Sorumluluğu inandığımız ilahi güçlerden alıp kendimize ne ara yükledik?
  • “İş başka, arkadaşlık başka” tanımı normal olacak kadar ne zaman alçaldık?
  • Başarılı olduğumuzuda eksik kalan bir şeylerimizin olacağını ve mutlaka bir şeylerden fedakarlık edeceğimizi nasıl unuttuk?
  • Daha da acısı feda ettiğimiz şey zaman insanlar olmaya başladı?
  • Başarısızlık kaygısı nasıl bizi yönetir hale geldi? Ve hep kendimizi suçlar olduk?
  • Öte yandan başarılarımızı neden teyit ettirmek ve göstermek zorunda hisseder olduk?
  • Sosyal kabul ve dışlanma korkusu adına neden kendimizden ve insanlığımızdan vazgeçer olduk?
  • Böylece aslında insanları bir meta haline getirirken kendimize de bir fiyat biçtiğimizi nasıl farkedemez olduk?

Sahi biz ne zaman bu kadar başarılı olduk?

6 Comments

  1. Uğur ÖzmenReply22 Temmuz 2012 at 19:56 

    Aklına, vicdanına sağlık.

  2. Muge CermanReply22 Temmuz 2012 at 23:16 

    Ellerin dert görmesin Fatih, sindirerek okunmasını tavsiye ediyorum herkese.

  3. Kadir Arda KosReply23 Temmuz 2012 at 13:43 

    Ellerin dert gormesin. Muge hanimin dedigi gibi sindirerek okunmali. Okuduktan sonra ister istemez bir kez daha okumaya basladigimi farkettim ve gercekten “biz nasil oldu da nereden geldigimizi unutup bir anda kendimizi baska siniflara ait hisseder olduk?” bunu bile farketmemisim ama baskalasmisim… Okuduktan sonra daha kac tane deger yargimin ve daha da onemlisi kendimin nasil degistigininin farkina varmis oldum.
    Kalemine, yuregine saglik…

  4. NesilReply23 Temmuz 2012 at 15:21 

    Fatih, çok gerçekçi ve içten bir yazı yazmışsın. Teşekkür ederim…
    Ne için mi? Pek çok insanın farkında olmadığı, farkında olsa dahi kaçıp görmezden geldiği soruları derleyip toplayıp sormuşsun.
    “Daha da acısı feda ettiğimiz şey neden insanlar olmaya başladı?” demişsin ya hani, bu meyanda yaşadığımız ve gözlemlediğimiz örnekler artmaya başladı.
    Allah ihtiyacı olan herkesi ıslah etsin inşallah…

    Çok sevgiler arkadaşım.

  5. Tolga ŞişmanoğluReply24 Temmuz 2012 at 08:10 

    Fatih’cim,

    Yüreğine ve yorumuna saglik. Birçok değer yargımıızı jet hızıyla kaybettiğimiz bu dönemde, gerçekten çok anlamlı gùzel bir yazı olmuş…

  6. Burak TanReply23 Kasım 2012 at 12:11 

    Arada açıp okuyorum, unutmamak için…

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.