Mutlu Olmak

Mutlu Olmak

Günümüzde tatminsizlik, tedirginlik, arzu veya kırgınlıkla huzuru kaçmamış kaç insan var acaba hiç düşündünüz mü? Galiba dünya, bu kadar çok mutsuz insanın yaşadığı bir zaman dilimini daha önce hiç görmedi.

Kim daha genç, daha yetenekli, daha zengin, daha saygın, daha tanınmış veya daha çekici olmayı istemiyor? Kim daha fazlasını, daha iyisini hak ettiğini düşünmüyor veya elinden daha fazlası gelmediğine öfkelenmiyor? Lüks bir arabası olmayan şehirli, orta yaşlı bir erkek neden gözlerden ırak bir dağ köyünde karnını doyuracak öğününden başka şeyi olmayan bir çobandan daha çok adaletsizlik hissediyor?

Gerçi çoğumuz her şeyi birden istemenin mantıksızlığının farkında ama bu defa başka sorular soruyoruz kendimize: “Bu kadar büyük beklentiler nereden çıktı?” “Başka bir seçeneğim var mı?” ya da “Neden mutlu olamıyorum?” gibi. Mutluluk kelimesi kulağımıza bayat, alaycı, eski veya kişisel gelişim klişesi  gibi gelse de hepimiz gizlice tatmak istediğimiz bu iksirin peşindeyiz. Çoğumuz “hayat berbat” diyor ama kimse kendini kötü hissetmek istemiyor.

Sözlükler mutluluğu “Bütün özlemlere eksiksiz ve sürekli olarak ulaşılmak” olarak tanımlasa da uygulamada bunun tatmin edici bir tarifini bulmak veya gerçekleştirmek çok zor. Bana göre mutluluk arada bir erişilebilir olduğunda kalıcı bir durum ve iyi bir şey üretebilmek için ciddi bir engel. Yoksa tarih boyunca en iyi eserler ve icatlar mutlu bir çocukluk geçirmiş olanlardan çıkardı. Kısacası mutluluk bir durum değil, bir süreç ve uğraştan ibaret. 19. yüzyıl düşünürlerinden John Stuart Mill bunu şu şekilde açıklamıştı:

Sadece kafalarını mutluluklarından başka şeylere takanlar mutludur. Başka şeyi hedeflerler ve mutluluğu bu hedefe giderken bulurlar.

Günümüz insanı mutluluğun peşinden koşarken “Bugün, kalan ömrünüzün ilk günü.” “Mutluluk içimizde.” veya “Tanımadıklarınıza da gülümseyin.” gibi garip kalıpların peşinde koşuyor (Bu mottolardan oluşan görsellerle internette kendini ifade edenleri hatta t-shirt versiyonlarını giyenleri bir düşünün)  ve her geçen gün kendilerini daha mutsuz hissediyorlar.

Sadece istemeniz olmaya ve gerçekleştirmeye yetmez. İnsan olarak yapımızdaki karmaşıklık; evrensel ve hepimiz için sunulan genel reçetelerin anlamsızlığıdır aynı zamanda. Bunun farkında olursanız, mutluluğa ilk adımı atar ve giderek daha da mutlu olursunuz. Çünkü mutluluk, tıpkı karşıtı depresyon gibi kendini güçlendiren bir duygudur.

Çağımızın kendisine sonsuz sadakat yaratırken bize sunduğu sınırsız kişisel özgürlük – sınırsız seçenek klişelerini ve “herkes her şeyi olabilir, her şeyi elde edebilir” varsayımını sorgulamadığımız, tatmin duygusunu özümsemediğimiz müddetçe mutsuzluğumuz baki kalacak hatta artarak devam edecek. Tıpkı bu yazının mutlu olmak için yazılmadığı, yazıldığı ve okunduğu için mutlu olunduğu gibi.

1 Comment

  1. Tolga ŞişmanoğluReply4 Kasım 2012 at 10:56 

    Çok güzel bir Yazi olmuş Fatih. Kalemine sağlık 😉

    Gerçek “MUTLU” günlere.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.