Kişisel Veriler

Ben Sizin Bildiğiniz Verilerden Değilim!

İnternet’in ilk yıllarında bir siteye üye olduğunuzda, genelde girdiğiniz her verinin size ait olduğu düşünülüyordu. Mesela herhangi bir e-posta hizmetini kullanabilirsiniz ama başka bir e-posta servisine geçmeye karar verdiğinizde bütün verilerinizi yeni hesabınıza aktarabilirsiniz. Çünkü verileriniz ve ürettiğiniz her şey sizin malınızdır. En azından yakın zamana kadar böyleydi.

Bu servis sahipleri için pek iyi bir durum gibi gözükmese de kullanıcılar açısından harika bir modeldi. Zira kişisel mahremiyetin de ötesinde bu felsefenin internetin gelişmesinde ve bugünlere gelmesinde önemli bir payı var. Çünkü servislerin sizi kendi üyeleri olarak tutabilmesi için sürekli kendilerini geliştirmesini ve rakiplerinden farklılaşmasını sağlıyor.

Herhangi bir servisin daha iyi bir alternatifi çıktığında, kullandığınız servis geride kalırsa siz de yeni servise transfer oluyordunuz. Böylece internet aktörleri hep daha iyisini sunmaya ve daha yeni fikirlere odaklanıyorlardı. Bu gelişim bizi bugün herkesin konuştuğu Sosyal Medya çağına kadar getirdi. Şimdilerde giderek daha çok şeyi özgürce paylaşıyor ve daha açık bir küresel topluma dönüşüyoruz gibi gözüküyor. Peki gerçekten öyle mi?

Aslında Facebook bu anlayışa kafa tutana dek süreç böyle işledi. İlk zamanlarda Facebook’a koyduğunuz hiçbir şey başka bir yere transfer edilemiyordu. Yani verilerinizin kontrolü sizde değil Facebook’taydı. Artan tepkiler üzerine Facebook bu politikasını 2009 Ekim’de biraz esnetti ve verilerinizin önemli bir bölümünü transfer etmenize izin veriyor ama bir istisna dışında: adres defterinizdeki e-postalar. Facebook’un konuya dair savunması ise bu bilgilerin size değil arkadaşlarınıza ait olduğu yönünde. Bu tabii ki insanı aptal yerine koymaktan başka bir şey değil. Çünkü esas amaç orayı terk etmenizi imkansızlaştırmak ve bunu zorlaştırmak.

Bu Google ile Facebook arasındaki savaşın da başlangıcı sayılır. Çünkü Google hesabınızdaki bilgilerinizi Facebook’a transfer edebiliyor ama tam tersini yapamıyordunuz. Bunun üzerine 2010 sonlarında Google, transfer sağlamayan servislere kendisindeki verilerin transferini de engelleyeceğini açıkladı. Hatta Gmail kullanıcılarına bilgilerini Facebook’a transfer etmeleri durumunda geri alamayacaklarını söyleyen bir uyarı ekranı oluşturdu.

Zaman içerisinde bu savaşın giderek şiddetlendiği hepinizin malumu. Facebook büyümesini hızla sürdürerek 1 milyardan fazla kişiye ulaştı ve artık Google için ciddi bir tehdit olduğu aşikar. Google+ ile savaşta yeni cephe açan Google, bu defa Facebook’tan bile paranoyak biçimde davranıyor. Zira iki tarafta verilerimizi toplayıp reklâm verenlere satarak milyarlarca dolar kazanç elde etme peşinde. Facebook ise giderek artan bir iştahla kendisi dışında internette yaptığınız şeylerin bile kayıtlarını tutuyor ve bunları istediği şekilde kullanabilir durumda. Kısacası hızla kutuplaşan internet dünyasında özgürlüğün temel taşı olan veriler de artık tutsak.

İnternetin ilk yıllarını hatırlayın: Hani her şey herkesin kullanımına açık ve ücretsiz olacaktı? Hani hepimiz bilgiyi özgürce paylaşacaktık? Servisler ellerindeki kullanıcı bilgilerinin paraya çevrileceğini fark edene kadar her şey harika gidiyordu. Şimdi işin ucunda milyarlarca dolar var ve şartlar biz farkında olmadan çoktan değişti bile.

Sözün özü: verilerimiz bizim olmaktan çoktan çıktı ve artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.

Bir Cevap Yazın