İnternet Reklamcılığı

İnternet Reklamcılığı Nereye Gidiyor?

Saygın bir meslek erbabının rakiplerinin önüne geçmek ve reklamını yapmak için çeşitli medya mecralarını kullanması artık hayatımızın bir parçası. Fakat ya bu çabalar bazı oyuncu, şarkıcı veya mankenler gibi gece kulüplerinde sevgiliyle görünme, skandallar veya kendini küçük düşürecek düzeyde avamlıklara kadar giderse sizce ne olur?

2009’da küresel çapta yaşanan son ekonomik kriz modacı Cemil İpekçi‘yi bile isyan ettirirken, aynı kriz ortamında Amazon‘un başkanı Jeff Bezos, piyasaya sürüleli bir yıl dahi olmayan ve çoğu ülkede satışa bile çıkmamış e-kitap okuyucusu Kindle‘ın “Bütün kategoriler arasında en iyi satılan ürünleri olduğunu.” açıklamıştı. Şimdilerde ise Amazon cirosundaki payı hepinizin malumu. Dijital ortam, krizlerde düşük maliyetlerle yüksek karların elde edileceği yeni olanaklar yaratıyor. Kindle bunun sadece küçük bir örneği. Bu durum da İnternet Reklamcılığı‘nın önünü her geçen gün biraz daha açıyor. Ama bu yol ülkemizde bir nevi sırat köprüsüne dönüşebilir.

Yıllardır süren geleneksel display ürünlerinin ardından AdWords‘un başını çektiği kelime ve link bazlı reklamlar ticari açıdan başarılı uygulamalardı. Fakat zamanla ön planda olması gereken içeriği tam anlamıyla bir reklam panosuna dönüştürüp, veri çöplüğü oluşmasına yol açtı. İçeriğin reklam alanı olarak algılanması ve bu stratejiye göre içerik şekillendirilmesi internet yayıncılığı açısından giderek büyüyen bir felakete dönüşüyor. Reklamlar içerikteki linklerin konumuna ve yer aldığı kelimelere gösterilen rağbete göre sunuluyor. Bu durumda reklamverenler daha fazla göz önünde bulunmak, bağlantılarda kendilerine iyi bir yer edinmek için para ödüyorlar.

Google Trends‘e girdiğinizde dünyadaki bütün internet kullanıcılarının eğilimlerini; bir kelimenin ne sıklıkla arandığına, aylar itibariyle ne kadar talep gördüğüne ve nasıl bir yol izlediğine dair istatistikleri görebilirsiniz. Metin içeriğine reklam koymanın etkilerini görmek için Türkiye’nin birçok büyük sitesindeki (Haber, video, portal vb.) birbirinin aynısı olan içeriklere göz atmanız yeterli. Video reklamların son 2 yıldaki yükselişi ve Facebook’un reklam dünyasına getirdiği yeni hedefleme alışkanlıkları da cabası.

Aslında reklam sektöründe internet hızında bir devrim yaşanıyor. Bu denli net ve detaylı bir ölçülebilirlik, interneti geleneksel reklam mecraları karşısında rakipsiz hale getiriyor. Ancak aynı zamanda istatistik ve hedeflemelerin de manipülasyona en açık mecra olan internet geleneksel medyanın düştüğü yanlışların çok daha fazlasını erkenden benimsemeye başladı bile.

Radyodan televizyona geçişte televizyon programlarında zaman içinde radyo benzeri formatların sona ermesi gibi, eski tarz ve alışkanlıklarla kullandığımız “Yeni Medya” internette kendi özgün üslubunu yaratıyor. Evet, değişiklik kaçınılmaz ama her sektörde olduğu gibi bu mecranın da yakıtı reklam. Özensizlik ve etik dışı uygulamalar da beraberinde olumsuz sonuçlara gebe. İnternet reklamları ve yöntemleri geleneksel olan her şeyin eridiği bir çağda kullanıcıyı da işin içine katan etkileşimli uygulamalar yerine içerikleri kolayca çözülen, yorum gerektirmeyen, reklam stratejileri doğrultusunda geliştirilen sert kayalara dönüştürüyor. Dikkatli olmakta ve kaçınılmaz son gelmeden aynı yanlışlara düşmemekte fayda var.

Bir Cevap Yazın