Arkadaşlık Nedir?

Arkadaşlığın Anatomisi

İnsani ilişkilere dair hemen her kavram gibi arkadaşlık kavramı da üzerinde uzlaşamadıklarımızdan malesef.  Kimimiz için arkadaş sıfatıyla nitelendirilen kişiler hayatımızın en önemli insanları iken, kimimiz için ise gayet sıradan insanlar olabiliyor. Kimileri arkadaş adına şarkılar, şiirler yazabiliyor. Kimileri ise sadece karşısındakine hitap ederken, son kelime olarak kullanıyor Arkadaş’ı.

Arman‘ın geçenlerde hediye ettiği Momento‘dan seçtiğim spa masajındayken gözlerimi kapatıp, uzun uzadıya bu konuyu düşünme fırsatı buldum. Sanırım ben ikinci gruptanım. Yani arkadaş kavramına derin anlam yüklemeyenlerden.

Benim için bir şekilde toplumsal münasebette bulunduğum herkes, arkadaş statüsüne giriyor. Bu nedenle daha kolay güveniyor ve hayatıma alıyorum insanları. Dolayısıyla bu güveni suistimal edenleri de aynı ışık hızıyla hayatımdan çıkarabiliyorum. Ortalık fazla batmıyor ve zararın boyutları da büyümüyor böylece.

“Peki uğruna can verilen, fedakarlıklar yapılan, en derin sırların paylaşıldığı, omuzlarında ağladığınız, bütün zaaf ve güçlerinize hakim, uğruna şarkılar yazılan söylenen arkadaşlar ne olacak ?” derseniz, onlar bende daha farklı bir statüde. Onlara arkadaş değil de dost demeyi tercih ediyorum. Dostların da tıpkı hayatımızın aşkları gibi bir insanın hayatına minimum 10 yılda bir geldiğini ve ender bulunduğunu düşünüyorum.

Hayatımın her döneminde bu insanlardan yalnızca bir tane bulunuyor ve tıpkı aşklar gibi yine ikisi aynı anda yürümüyor. Bu tür bir insanın hayatta karşınıza çıkma olasılığı çok az olduğu için, bulduğunuzda da onun kıymetini bilmeniz oldukça önemli. Yıllarca görüşmeseniz bile tekrar karşılaştığınızda aynı coşkuyla sarılacağınız kişilerdir bunlar. Standart iş arkadaşı, yol arkadaşı, ev arkadaşı, okul arkadaşı, kurs arkadaşı, semt arkadaşı, sanal arkadaş gibi arkadaşlarınız size bir dostun verdiklerini asla veremeyeceği gibi, siz de onlara kendinizi bir dosta  açtığınız gibi açmazsınız.

Onlar ile ilişkileriniz genelde ortak menfaatlerde gelişir. Menfaat ekseninde diyalog kurar ve fayda odaklı buluşmalar yaparsınız. Birbirinizi aradığınızda dostunuzu aradığınız gibi özlem ve meraktan değil, bir şey talep etmek veya bir şeyler yapmak istediğiniz için ararsınız. Genelde karşılıklı fayda en önemli esastır bu tür arkadaşlıklarda. Dolayısıyla birlikteliğinizi sağlayan “fayda” her ne ise ortadan kalktığında, arkadaşlığınız da yavaşça biter ve yolunuza devam edersiniz. Ama dostluklarda karşınızdakiniz için koşulsuzca fedakarlıklarda bulunursunuz. Bazıları için bu iki kavram yer değiştirebilir ama hayatınızdaki insanlar hep bu iki kategoriye ayrılır.

Benim şu ana dek dostum dediğim iki insan oldu hayatımda. Ölmeden muhtemelen bir üçüncüsü ile de karşılaşacağım. Kendi kendime “Ben bu insana neden dostum diyorum? Neden bu kadar çok seviyorum?” diye her sorduğumda aldığım cevap genelde aynı oluyor. Hepsinde gözlemlediğim ortak nokta şu: birbirimizin, kendimizden bile saklamış olduğumuz en derinlerimizde olan bir şeylere (duygu, düşünce, huy, acı, anı vb.) dokunmuş olmamız.

Bu tek taraflı da oluyor, karşılıklı da. Ama sonuç hiç değişmiyor: Arkadaşlar hayatınızdan geçen yolcular gibi. Ama içinizde hep biri devamlı olarak kalıyor: o da dostunuz.

3 Comments

  1. Yener YıldızReply9 Aralık 2010 at 19:49 

    Elinize sağlık, çok güzel bir yazı olmuş. Okumaktan keyif aldım.

  2. Oğulcan TurhanlarReply19 Ocak 2011 at 22:42 

    Gerçekten güzel olmuş. Sitemde ufak bir alıntı yaptım, problem olmaz umarım.

  3. OğuzReply26 Mayıs 2016 at 16:34 

    Okurken inanılmaz keyif aldım kaleminize sağlık.

Bir Cevap Yazın

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.