
Bu yıl internet 22 yaşını dolduruyor. İlginç bir şekilde bu yıllar tıpkı biz insanlar gibi aklının başına geldiği, olgunlaştığı ve artık ebeveyn himayesindeki bedava hayatı bıraktığı dönemin başlangıcı olacak. Elektronik ticaret ekosistemini oluşturan birçok yeni şirket ve medya sitesi nihayet büyük paralar kazanmak için ciddi planlar yapıyor. Devamı »

Bugün teknoloji ve internet dünyası üzücü bir haberle uyandı: Apple‘ın kurucusu Steve Jobs hayata veda etti. Eminim herkes haberin duyulduğu andan itibaren internet ortamında yağan yüzbinlerce yazı, fotoğraf, video, infografik ve tweet yağmurundan fazlasıyla nasibini almıştır. Bu yazı bunlardan biri değil. Devamı »

Güzel ve beğendiğim projelerde yeni bir durak: Parmaklara Gel! Son zamanlarda internette her yerde karşıma çıkan “Alp Bela’nın Son Klibi” adlı videonun izini takip edip siteye ulaştığımda aklıma ilk Dexter virali geldi. Yaklaşık 3 yıl olmuş ama ne yazık ki Türkiye’de hiç o tadda bir viral çalışmasına henüz rastlayamadım. Ama en azından o çalışmayı teknoloji olarak bana hatırlatan bu proje hoşuma gitti.

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünün son bölümünde, yol haritamızın son ayağı olan ve yaşanan sürecin belki de en heyecanlı kısmı olan final bölümüne: yani eğlence kısmına yakından göz atacağız. Sosyal Medya kampanyalarında etkiyi maksimuma ulaştıran öğelerden biri de kitleyi oyunun içine katmak ve onları katılımlarını ödüllendirmektir. Bu noktadan hareketle, son haftamızda eğlenceyi doruk noktasına ulaştırmak için kolları sıvadık.

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünde bugün, kampanya süresince yaşananlara daha yakından bakacağız. Projenin hazırlık aşaması ve Yol Haritası’nın ardından sıra, çizdiğimiz yolda emin adımlarla ilerlemeye gelmişti. Bu zorlu ama bir o kadar da eğlenceli süreçte yaşananları hatırladığımıza bugün bile gülümsüyor ve mutlu oluyoruz. Karşılaştığımız zorluklara ve bizi sınırlayan olgulara rağmen o kadar keyif alıyorduk ki zaman içinde bunun alışkanlığa dönüştüğünü fark ettik. İşte o eğlenceli süreç:

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsüne kaldığımız yerden devam ediyoruz. İlk bölümde projenin hazırlık aşamasına kısaca değinmiştim. Bugün de oluşturduğumuz yol haritası ve bunun üzerinden ilerleyişimize bir bakış atalım istiyorum. Hazırsanız başlayalım:

Michal Jackson, aslında Dinlediklerim‘in önemli maddelerinden biri olmayı hak ediyordu ama kısmet önce bu kategoride yer almasıymış. This Is It, Michael Jackson‘un 25 Haziran’da ölmeden önce hazırlıklarını sürdürdüğü, bu yaz Londra’da başlaması planlanan ve tüm biletleri de satılmış olan konserler serisinin olağanüstü prova ve kamera arkası görüntülerini içeriyor. Bir nevi hem etkileyici bir belgesel, hem de Popun Kralı’nın planladığı muhteşem veda’nın perde arkası filmi niteliğini taşıyor.

Efendim, bilenler bilir: Dumur adında Televidyon‘da güzide bir programımız var: Dumur. Bilmeyenler için kısaca özetlersek: Internet üzerinde her gün onlarcası ile karşılaştığımız beyin durduran videoları, modaları, e-postadan e-postaya, mesajdan mesaja yayılan linkleri çekilip, çevrilip, haftada üç gün yayına sunuyoruz. Bizi dumur edenler, ağzımızı açık bıraktıranlar, gülmekten kıranlar, oha dedirtenler ve her türlü abartılı duyguyu yaşamanızı sağlayan şaşkınlık verici anlar Dumur programı ile özetleniyor. Daha detaylı bilgi ve bölümleri izlemek için sizi şöyle alalım.

Yapımcı şirket Showtime, favori dizilerimden Dexter için, yeni sezona özel harika bir viral çalışma yapmış. Görenlere “Viral dediğin, böyle olur!” dedirtiyor. Siz de mutlaka görün ve deneyin. “Nedir?” diyenleri şöyle alayım. O kadar inandırıcı ki; linki olaydan habersiz bir arkadaşıma gönderdiğimde yüzündeki korkuyu gördüm. Ben işin aslını anlatmaya çalışırken, o hala titrek sesle “İsim benzerliği olmasın” diye beni teselli etmeye çalışıyordu.