
Fikirlerine çok güvendiğim bir arkadaşım “Gelecek mobilde, oraya yoğunlaşmalı.” dediğinde yıl 2002′ydi. Şimdi ise mobil dünya altın yıllarını yaşıyor. Bunu gören herkes mobil için bir şeyler yapmak istiyor. Son zamanlarda ben de bu alanda bir yatırım yapmak üzerine araştırma yaparken çıkardığım bazı notları sizlerle paylaşayım istedim. Devamı »

Geçenlerde bir arkadaşım belirli bir konuya hakim veya konu ile ilgili bir vasfı olmadığı halde konunun uzmanı, üstadı vb. gibi anılan insanların çoğaldığını, üstelik izleyici kitlesinin de içi boş kişilere veya başarısız işlere prim verdiği ve alkış tuttuğundan yakındı. Bu tür yakınmaları son zamanlarda çok duyduğum için müstehzi bir şekilde gülümsedim ve sık tekrarladığım bir tespiti söyledim: “Ne yaptığın değil, nasıl sattığın önemlidir.” Devamı »

Kim derdi ki yıllardır kullandığın marka, bir gün evine yollayacağı çok özel bir paketle seni şaşırtacak? Ofise gelen şık, siyah paketin üstündeki parmak izi alanı ilk şaşırtıcı şey oldu benim için. Sonra o alana dokununca duyulanşuh bir kadın sesi “Fatih beey” diya başlayan bir cümle kuruyordu. Ses o kadar çekiciydi ki kutunun içieriğine olan merakımı unutup, defalarca mesajı dinledim. Kutunun içinde ise başka bir sürpriz beni bekliyordu.

Bir varmış, bir yokmuş… Teknolojiyi ve bilgiyi hep dışarıdan ithal eden bir ülkede, pazarlama vilayetinde markalar ve ajanslar mutlu ve huzurlu bir hayat yaşarlarmış. Her güne aynı şekilde başlayıp, atalarından kalan geleneklerini devam ettiren şehrin sakinleri, arada bu montonluktan sıkılıp farklı şeyler denemeye kalkışanları isyan çıkarmakla suçlayıp, hızla aforoz ederek alışkanlıklarını sürdürür, törelerini korurlarmış. Bu kurulu düzen süregiderken bir gün, yine ithal edilen kolilerden birinin üstündeki yazı hepsini kuşkulandırmış: Sosyal Medya.

Son günlerde kendimi iyice Erdener Abi gibi hissetmeye başladım. Artan yoğunluk/yorgunluk’tan dolayı dış dünya ile bağlantım koptu. Sorulan sorulara tek kelimelik cevaplar verir oldum. Sonuncusu da sevgili Uğur‘a denk geldi. Geçenlerde Bildirgeç‘te bir yazı yazmış. Sağolsun her zamanki gibi bana yolladı. MSN üzerinden link geldi; tıkladım, açtım. Yazının başlığına şöyle bir baktım, içeriğine göz attım ve tek kelimelik bir cevap verdim: Çıkmaz.

Efendim nihayet büyük gün geldi çattı: 2. Pazarlama Blogları Karnavalı’nda bu haftanın ev sahipliğini manhem yapıyor. Karnaval başladığından beri, herkes keyifli ve hoş karnaval resimleri ile kompozisyonlar yapıyor ve coşkulu yazılar yazıyorken, benim aklıma nedense hep meşhur Carnivale dizisi geliyor. Neyse konuyu dağıtmayalım efendim. Elimden geldiğince nitelikli yazıları seçmeye çalıştım. Kendi yorumlarımdan çok size okuyuculara bıraktım yorumu. Aralara da “nicelik” içeren yazıları serpiştirdim. Sürçü lisan edersek şimdiden affola.

Yapımcı şirket Showtime, favori dizilerimden Dexter için, yeni sezona özel harika bir viral çalışma yapmış. Görenlere “Viral dediğin, böyle olur!” dedirtiyor. Siz de mutlaka görün ve deneyin. “Nedir?” diyenleri şöyle alayım. O kadar inandırıcı ki; linki olaydan habersiz bir arkadaşıma gönderdiğimde yüzündeki korkuyu gördüm. Ben işin aslını anlatmaya çalışırken, o hala titrek sesle “İsim benzerliği olmasın” diye beni teselli etmeye çalışıyordu.
Geçen yıl ilgiyle izlediğimiz Pazarlama Blogları Karnavalı’nın ikincisi bu yıl Cengiz Çatalkaya‘nın öncülüğünde Facebook‘ta başlıyor. Bilmeyenler için kısaca açalım: Karnaval, her hafta başka bir blogun evsahipliğinde gerçekleşiyor. Her blog sahibi kendisine ulaşan veya katılımcı bloglarda o hafta kendisinin gördüğü en iyi pazarlama yazılarını topluyor, sınıflandıyor ve kısa yorumlarıyla beraber blogunda yayınlıyor. Böylece okuyucular da o hafta tüm pazarlama bloglarından derlenmiş en iyi yazıları bir arada görüyor ve faydalanıyor. Geçen sene izlerken her hafta başka bir coşkuyla karşılanan bu heyecanlı aktivitenin, bu yıl 14 Ocak’ta Manhem ev sahibi olacak.
Bugün Hürriyet‘te dikkatimi çeken ve biri muzipçe diğeri hafifçe tebessüm ettiren iki haber vardı. Önce keyifli olanı aktarayım:
“Cimri Bill Gates” başlıklı haber, aslında hem bir Hürriyet haberi olması hem de üslubu nedeniyle biraz şüpheli ama oldukça komikti. Hele 3. paragraf ve “bir yorumcu” dan aktarılan görüşler noktayı koymuştu.
Diğeri ise köşesinde pazarlama hakkında ahkamlar kesen Ali Atıf Bir‘in bu hafta blog’ların önlenemez yükselişini ve pazarlamaya etkisini baş yazı yapmasıydı.
Bu vesile ile Blog Kardeşliği organizasyonunu da bir kez daha hatırlatmak isterim.
Blog’ların belirli bir konuya odaklanmışı makbüldür gözümde. Bizim gibi web ve e-bussines ağırlıklı olsa da bir çok konuya bulaşmayanları yani. Bunlardan “Pazarlama” ile ilgili olanlarına dikkat çekmek istiyorum bugün. Pazarlama hakkında yeni fikir ve stratejilere açılmak isteyenlere ilk tavsiyem Farketing olacak. İnce zeka örnekleri sunan yazılarıyla bookmarkımda uzun zamandır bulunan bu blogu size de tavsiye ederim.
Bir de Marketallica var. Burada da Özgür Alaz güzel pazarlama yazıları yazıyor. Bir pazarlamacının biraz da içten yorumlarını okumak istiyorsanız Eylülce‘ye bakabilirsiniz. Son olarak blog camiasına yeni katılan, Prof. Dr. İsmail Kaya’nın ilginç fikirler içeren blogu Pazar Ola!.