
Bu yıl internet 22 yaşını dolduruyor. İlginç bir şekilde bu yıllar tıpkı biz insanlar gibi aklının başına geldiği, olgunlaştığı ve artık ebeveyn himayesindeki bedava hayatı bıraktığı dönemin başlangıcı olacak. Elektronik ticaret ekosistemini oluşturan birçok yeni şirket ve medya sitesi nihayet büyük paralar kazanmak için ciddi planlar yapıyor. Devamı »

Her ne kadar işim sürekli yenilikleri takip etmek ve zamanımın önemli bölümünü geçirdiğim yer internet olsa da bir çok açıdan dinazor gibi (tabiri cazise eski kafalı) yaşayan biriyim. Bu zaman zaman arkadaş ortamında da tenkit konusu oluyor. Sürdürdüğüm bazı gelenekleri bozmaya karar verdiğimde ilginç bir tablo ile karşılaştım. Devamı »

Dinlediklerim‘in Barış Manço’dan sonra konuğunun Mazhar Alanson olması beni tanıyanları şaşırtmaz. Ancak onlarca şarkısı arasından belki de son sıralarda olacak olan “Bu Ne Biçim Hikaye Böyle?”yi seçmeme hala ben de inanamıyorum. Şu sıralar en çok dinlediğim Mazhar Alanson parçası olmasından olsa gerek diye düşünüyorum. Devamı »

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünün son bölümünde, yol haritamızın son ayağı olan ve yaşanan sürecin belki de en heyecanlı kısmı olan final bölümüne: yani eğlence kısmına yakından göz atacağız. Sosyal Medya kampanyalarında etkiyi maksimuma ulaştıran öğelerden biri de kitleyi oyunun içine katmak ve onları katılımlarını ödüllendirmektir. Bu noktadan hareketle, son haftamızda eğlenceyi doruk noktasına ulaştırmak için kolları sıvadık.

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünde bugün, kampanya süresince yaşananlara daha yakından bakacağız. Projenin hazırlık aşaması ve Yol Haritası’nın ardından sıra, çizdiğimiz yolda emin adımlarla ilerlemeye gelmişti. Bu zorlu ama bir o kadar da eğlenceli süreçte yaşananları hatırladığımıza bugün bile gülümsüyor ve mutlu oluyoruz. Karşılaştığımız zorluklara ve bizi sınırlayan olgulara rağmen o kadar keyif alıyorduk ki zaman içinde bunun alışkanlığa dönüştüğünü fark ettik. İşte o eğlenceli süreç:

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsüne kaldığımız yerden devam ediyoruz. İlk bölümde projenin hazırlık aşamasına kısaca değinmiştim. Bugün de oluşturduğumuz yol haritası ve bunun üzerinden ilerleyişimize bir bakış atalım istiyorum. Hazırsanız başlayalım:

Michal Jackson, aslında Dinlediklerim‘in önemli maddelerinden biri olmayı hak ediyordu ama kısmet önce bu kategoride yer almasıymış. This Is It, Michael Jackson‘un 25 Haziran’da ölmeden önce hazırlıklarını sürdürdüğü, bu yaz Londra’da başlaması planlanan ve tüm biletleri de satılmış olan konserler serisinin olağanüstü prova ve kamera arkası görüntülerini içeriyor. Bir nevi hem etkileyici bir belgesel, hem de Popun Kralı’nın planladığı muhteşem veda’nın perde arkası filmi niteliğini taşıyor.

Bizi zamana dokundurtmayan hiçbir sahici müzik yoktur. – E. M. Cioran
Yapı itibariyle bir çok müzik türünü dinler, zevk alırım. Bir müziğin bana bir anlam ifade edebilmesi için illa söz içermesi gerekmez. O müzik bana bir şeyler hissettirebiliyorsa benim için yeterlidir. Tabi az da olsa asla tahammül edemeyeceğim türler de vardır. Herkes gibi benim de müzik sözkonusu olduğunda “vazgeçilmezlerim” vardır. Dinlediklerim‘den bahsediyorsak eğer, yine beni tanıyanların kolaylıkla tahmin edebileceği gibi ilk olarak Barış Manço diyeceğim.

Barış Manço bu satırları yazarken/bestelerken ne gibi hisler içindeydi bilemiyorum ama zaman zaman hislerime tercüman olduğu bir gerçek. “Dinlediklerim” kategorisinde ilk paylaşım olarak bu parçayı yazmakla hem kendisine bir saygı duruşunda bulunayım hem de playlistimin favori parçalarından birini paylaşmak istedim. Devamı »

Yeni eve yavaş yavş yerleşirken açılan kolilerden çıkanlarla zaman zaman derin bir nostalji içerisine giriyorum. Kimi zaman bir kitap alıp beni çok eskilere götürüyor, kimi zaman elime geçen bir fotoğraf beni uzun uzun düşündürüyor. Çok değil sabah yeni açtığım bir koliden CD’leri yerleştirirken Hasan Cihat Örter‘in re-formation serisi ile karşılaşmış, ortaokul yıllarım aklıma gelmişti. O zamanlar ınstrumental müziğe olan ilgimde yerli sanatçılardan Erkan Oğur ile başlayan, sonrada Hasan Cihat Örter ile devam eden keşifler yapıyordum. Zamanla köprünün altından çok sular aktı ve o CD’ler arşivimdeki tozlu raflarda unutuldu, gitti. Bugünkü ilginç nostalji duygusunun ardından akşam FriendFeed’e baktığımda ne göreyim? Hasan Cihat Örter yıllar sonra hayatıma geri dönmüştü. Ama bu defa bambaşka şekilde.