
Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünün son bölümünde, yol haritamızın son ayağı olan ve yaşanan sürecin belki de en heyecanlı kısmı olan final bölümüne: yani eğlence kısmına yakından göz atacağız. Sosyal Medya kampanyalarında etkiyi maksimuma ulaştıran öğelerden biri de kitleyi oyunun içine katmak ve onları katılımlarını ödüllendirmektir. Bu noktadan hareketle, son haftamızda eğlenceyi doruk noktasına ulaştırmak için kolları sıvadık.

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünde bugün, kampanya süresince yaşananlara daha yakından bakacağız. Projenin hazırlık aşaması ve Yol Haritası’nın ardından sıra, çizdiğimiz yolda emin adımlarla ilerlemeye gelmişti. Bu zorlu ama bir o kadar da eğlenceli süreçte yaşananları hatırladığımıza bugün bile gülümsüyor ve mutlu oluyoruz. Karşılaştığımız zorluklara ve bizi sınırlayan olgulara rağmen o kadar keyif alıyorduk ki zaman içinde bunun alışkanlığa dönüştüğünü fark ettik. İşte o eğlenceli süreç:

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsüne kaldığımız yerden devam ediyoruz. İlk bölümde projenin hazırlık aşamasına kısaca değinmiştim. Bugün de oluşturduğumuz yol haritası ve bunun üzerinden ilerleyişimize bir bakış atalım istiyorum. Hazırsanız başlayalım:

Son günlerde kendimi iyice Erdener Abi gibi hissetmeye başladım. Artan yoğunluk/yorgunluk’tan dolayı dış dünya ile bağlantım koptu. Sorulan sorulara tek kelimelik cevaplar verir oldum. Sonuncusu da sevgili Uğur‘a denk geldi. Geçenlerde Bildirgeç‘te bir yazı yazmış. Sağolsun her zamanki gibi bana yolladı. MSN üzerinden link geldi; tıkladım, açtım. Yazının başlığına şöyle bir baktım, içeriğine göz attım ve tek kelimelik bir cevap verdim: Çıkmaz.
Internet’te Marka Oluşturmak adlı serimizin ikinci bölümünde herkesin uzunca zamandır merakla beklediği konuya değineceğiz: markamıza isim vermeye. Birinci bölümde, hatırlayacağınız gibi sizden bir seçim yapmanızı istemiştim. Alışılagelmişin dışında birtakım tavisyelerde bulunmam bazılarınızı şaşırttı. Eğer hala okumadıysanız, bu bölümden önce lütfen ilk bölümü okuyun ve seçiminizi yapın. Eğer sizin için internet bir “medya ve iletişim ortamı” ise bu bölümü es geçebilirsiniz. Internetin kendileri için “iş ortamı” olduğunu düşünenler ise bu bölümü iyi okumalılar.
Bu bölümde markamıza isim seçerken söyleyeceklerim şu ana kadar aklınızda oluşan fikirlere ters düşebilir. Ancak ne yazık ki bugün Internet projelerine seçilen isimlerle ilgili bir çok yanlış klişe ve akıllarda yerleşmiş yanlış kalıplar var. Öncelikle bunları aşmamız gerekiyor.

Daha önceki yazılarımızda bir e-ticaret uygulaması için önemli stratejileri anlatmış, projenizin markalama çalışmaları ile ilgili püf noktaları anlatmaya çalışmıştık. Şimdi bir adım daha ileri gidip, Internet’te kendi markamızı oluşturmaya çalışacağız. Bu uzun ve sabır gerektiren yolda ne gibi bir durumla karşı karşıya olduğumuza bakalım önce. Yola çıkmadan önce bir takım sorulara rahatlıkla cevap veriyor olmamız gerekiyor.
Bir önceki yazımızda bir e-ticaret uygulamasını yaparken dikkat etmeniz gereken genelde teknik ağırlıklı bir çok önemli kriterden bahsetmiş ve markalamanın önemine değinerek, bunun bir başka makalemizin konusu olduğunu söylemiştim. Bu makalemizde e-ticaret uygulamalarının en az teknik kısımları kadar önemli olduğunu düşündüğüm markalama ve pazarlama stratejilerinden bahsetmek istiyorum.
Makale yazma konusunda biraz tembelim farkındayım. Şöyle bir geriye dönüp baktığımda Manhem’in her senesine bir makale düşüyor. Bu aslında benim ilginç hastalıklarımdan biri: uzun yazı manyaklığı. Eğer yazacağım yazı kısa ise sorun yok. Böyle yazıları bazı kontrollerden sonra yayına koyabiliyorum. Ama iş uzun bir yazıya gelince durum değişiyor. Hele ki bu yazı bir “Makale” olma iddiasını taşıyorsa. Bütün satırları kelime kelime editleyip, yüzlerce kez üstünden geçip, değiştiriyorum. Bu da biraz pahalıya mal oluyor tabii. Harddiskimin derinlerindeki metruk çöplüklerde onlarca yarım bırakılmış yazı kaderine terk edilmiş bir şekilde bekliyor. Lafı uzatmayalım, özür kısmı her zaman can sıkıcıdır.
E-Ticaret Stratejileri makalesi‘nin devamı niteliğindeki Markalaşma Stratejileri makalem, MMistanbul‘dan sonra bugün Turk.Internet‘te de yayınlanmaya başladı. Buradan okuyabilirsiniz.