2011′in İzdüşümleri

2012

Her yıl adet olduğu üzere yeni yılın ilk saatlerinde, geride bıraktığımız yılın genel bir panaromasını çıkartmaya başladım. Her anı dolu dolu geçen ve birkaç istisna dışında hep yüzümü güldüren bir yıl oldu 2011. Yine her sene olduğu gibi bu yılı da tek kelimeyle tanımlamayacaksam, o kelime kesinlikle değişim olacak. Devamı »

Özgürlüğün Can Damarı: İnternet

Özgürlüğün Can Damarı: İnternet

Bu yazıyı okuyan -hemen- herkesin bir darbe dönemini yaşadığı Türkiye’de, özgürlüklerin sindirilmiş ve uygulanabilir olduğunu söylemek henüz mümkün değil. Ancak içinde bulunduğumuz konjonktüre baktığımızda darbe yöntemiyle oluşturulan totaliter rejimler artık gerçeklikten uzak gözüküyor. Bunu sağlayan en önemli etkense çok tanıdık. Devamı »

Nasıl Yaptığın mı, Nasıl Sattığın mı Önemli?

Nasıl Yaptığın mı, Nasıl Sattığın mı Önemli?

Geçenlerde bir arkadaşım belirli bir konuya hakim veya konu ile ilgili bir vasfı olmadığı halde konunun uzmanı, üstadı vb. gibi anılan insanların çoğaldığını, üstelik izleyici kitlesinin de içi boş kişilere veya başarısız işlere prim verdiği ve alkış tuttuğundan yakındı. Bu tür yakınmaları son zamanlarda çok duyduğum için müstehzi bir şekilde gülümsedim ve sık tekrarladığım bir tespiti söyledim: “Ne yaptığın değil, nasıl sattığın önemlidir.” Devamı »

İyi ki Varsın FriendFeed!

FriendFeed

Uzunca zamandır, bir FriendFeed fenomenidir gidiyor İnternet camiasında. Bir çok  faydayı bünyesinde barındıran bu harika araç; kimine göre arkadaşlarınızın internet üzerindeki yaşantısını kolayca takip edebileceğiniz bir ortam, kimine göre faydalı bir paylaşım platformu. Herkes kendi kişisel amaçlarına göre onu tanımlaya/kullanadursun, uzun zamandır beni farklı yönleriyle düşündürüyor FriendFeed. Klasik özelliklerinin yanısıra, ben FriendFeed’i gerçek hayatımızdaki kişiliğimizin (kişiye göre miktarı değişebilir) kısıtlanmış da olsa sanal ortama aktarımı ve hayat akışı (lifestream) olarak düşünüyorum. Belki de ilk defa bir sanal ortamın bunu sağladığı kanısındayım.

Devamı »

Sansür Komedisinde Son Perde

Sansür Komedisinde Son Perde

Devletin sansür alışkanlığı Internet’e sıçrayalı bu ülkede o kadar trajikomik vakalar yaşandı ki; artık hiçbir şey bizi şaşırtamaz oldu. Ama sanırım giderek kendimizi aşıyor olmaıyız: çünkü olaya yeni bir boyut getirdik. Bu defa komedinin, öncekilerin boyutunu fersah fersah geçmesinin aktörleri ise mağdur olan kesim. Yani blogger ve web camiası. Bilmeyenler için olayın seyrini kısaca özetlersek:

Devamı »

OpenDNS

OpenDNS

Son günlerde ard arda gelen sansür kararları iyice kabak tadı vermeye başladı. Sırf bu yüzden YouTube videoları içeren bir yazıyı bir haftaya yakın bir süre bekletince iyice sıkıldım. Önce size OpenDNS‘i ve artık bu sansür komedisinden nasıl kurtulacağını anlatayım, arkasından bahsi geçen yazıyı yayına alırız.

Devamı »

Neydi La Bu Sitenin Adı?

Neydi La Bu Sitenin Adı?

Türkiye’de yaşamak demek dumur deryalarında yüzmek demek aynı zamanda. Ne de olsa üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkeyiz. Daha önce de komedi katsayısını aşan sansürleme vakalarıyla karşılaşmıştık ama bu defa kendimizi aştık doğrusu. Bildiğiniz gibi Internet’in en büyük film veritabanı IMDB‘den filmler ile ilgili detaylı bilgiye erişebiliyorsunuz. Geçenlerde bu güzide mahkemelerimizden biri bu siteye “Erişim Engelleme Kararı” verdi. Ama haberi duyup da siteye girenler hala erişilebilir olduğunu gördüler. Sonradan anlaşıldı ki durum farklıymış. Devamı »

Bu Topraklardan Dünya Markası Çıkar mı?

Markalar

Son günlerde kendimi iyice Erdener Abi gibi hissetmeye başladım. Artan yoğunluk/yorgunluk’tan dolayı dış dünya ile bağlantım koptu. Sorulan sorulara tek kelimelik cevaplar verir oldum. Sonuncusu da sevgili Uğur‘a denk geldi. Geçenlerde Bildirgeç‘te bir yazı yazmış. Sağolsun her zamanki gibi bana yolladı. MSN üzerinden link geldi; tıkladım, açtım. Yazının başlığına şöyle bir baktım, içeriğine göz attım ve tek kelimelik bir cevap verdim: Çıkmaz.

Devamı »

Mynet Atağı

Yılın son çeyreğinde Türk Internet ve bilişim dünyası için oldukça hareketli günler yaşadık. Sektör açısından oldukça güzel ve heyecan verici haberlere her gün yenisi ekleniyor. Son birkaç haberde ağırlığı Mynet‘in alması dikkat çekici. Önce teknoloji yayıncılığının devi CNET.com’un Mynet ile lisans anlaşması yaptığı ve Türkiye pazarına geleceği duyuruldu. Internet dünyasının devlerinin Türkiye pazarına ilgi göstermesi açısından hayli önemli bir gelişme olan bu habere çok sevindim.

Devamı »

Internet'te Şeref

Internet’in ilk yıllarında bu yeni dünyanın tanıtımı ve kitleler tarafından bilinirliğinin artması için The Net adlı bir film yapılmıştı (Türkçe adı: Internet’te Av). Film gişede pek başarılı olmasa da medyada ilgi görmüş, öyküsü nedeniyle de Internet’in daha ilk günlerden insanların yüreğine korku salması sağlanmıştı. Filmden yola çıkarak birbiri ardına şöyle başlıklar ve akabinde de çılgınca yorumlar gelmişti: “Internet’te av”, “Internet’te sörf”, “Internet’te seks”, Internet’te aşk”, Internet’te şiddet”, “Internet’te…”

İşte bu “çocukluk travması”nı bir türlü atlatamayan geleneksel mecraların yazarları; günden güne gelişerek büyüyen bu yeni medyayı önceleri küçümsediler, sonraları şaşırdılar, sonra sömürmeye ve tüketmeye, nihayet de kötülemeye başladılar. Zaman içinde bünyelerinde istihdam ettikleri bilişimci yazarların da -birkaç istisna dışında- konuya neredeyse onları aratacak derece de bihaber kalmaları yaşanan komediye şiddeti de ekler duruma geldi.

Web sektörünün hızla büyüdüğü ve umut verici gelişmelerin yaşandığı son bir kaç yıldır da yılmadan, ısrarla Internet’e karşı bir linç kampanyası sürüyor. Komplocular mı ararsınız, tu-kakacılar mı, düzeysizlikten dem vuran elitler(!) mi?.. Hakaretin bini bir para, bazı yazıları görünce yazarının psikolojisinde ciddi sorunlar olduğunu düşünüyorum. Hastalıklı ve hayli sıkıcı bir film izlemeye başladık anlayacağınız. Bunun son örneğini sabık PR’cılarımızdan Ali Saydam’ın Akşam’daki köşesinde görüyoruz:

Devamı »

Sayfa: 1 / 212