
Yapım aşamasından itibaren merakla beklediğim, ancak uzun zaman sonra izleyebildiğim The Kennedys, Amerika’nın en ünlü siyasi figürlerinin üyesi olduğu Kennedy Ailesi‘ni ve bu ailenin Amerika tarihindeki yerini anlatan olayları konu alıyor. Devamı »

Künyesini ilk gördüğümde hemen izlemek istediğim ve beni hiç pişman etmeyen bir filmden söz edeceğim bugün size: The Beaver. Hemen herkesin Kuzuların Sessizliği ile hatırladığı harika aktris Jodie Foster‘ın üçüncü yönetmenlik denemesi olan bu film, öncekilere oranla çok daha iyi bir sinema diline sahip. Devamı »

Türkücülükten sinemacılığa transfer olduğundan beri herkesin filmleri ile ilgili bir şey söylediği Mahsun Kırmızıgül, yine çok konuşulan bir film ile karşımızda. Önyargılarım nedeniyle uzun zaman dirensem de iki ay kadar önce merakıma yenilerek ilk iki filmini izlemiş, çevremdekilerle de görüşlerimi paylaşmıştım. Yeni filmi ise fragmanı ile o kadar ilgimi çekti ki uzun zaman aradan sonra sinemada bir türk filmi izlemeye ikna etti beni. Devamı »

Fragmanını izlediğimden bu yana heyecanla beklediğim bir film olan Kick-Ass, nihayet 16 Nisan’da Amerika’da vizyona girdi. Ben de ertesi gün filmi izleme şansını buldum. Her şey tam yerli yerinde, fragmandan çıkardığım tahminler tam olarak karşımdaydı. Uzun zamandır bir film beni böylesine tatmin etmemiş, beklentilerimi tam karşılamamıştı doğrusu. Peki nedir beni bu kadar keyiflendiren detaylar? Onlarla başlayalım hemen: Devamı »

Her sene daha da artan yerli film enflasyonu ne yazık ki çok az -bazen de hiç- iyi ürünler ortaya koymuyor. Nadir de olsa ortaya çıkan şaşırtıcı derecede iyi örneklerden birinden bahsedeceğim size: Vavien. Önce Engin Günaydın‘ın projesi olarak duymuştum. Ben de çoğu kimse gibi burun kıvırdım. Ardından Taylan Biraderler‘in işin içinde olduğunu öğrenince biraz ilgimi çekti. Filmdeki oyunculara bakınca da (Binnur Kaya, Settar Tanrıöğen, İlker Aksum) sıradan vasat komedilerden biri olduğunu düşünmüştüm. Fakat her geçen gün daha fazla kişiden filmin “iyi” olduğuna dair yorumlar alınca dayanamadım ve filmi izlemeye karar verdim.

İlk olarak Stargate ile tanıdığım, sonra Independence Day (ki şimdilerde kimse hoş bir şekilde anmasa da yeri çok ayrıdır bende) ile sinema hayatımıza yeni bir soluk getiren Roland Emmerich‘in son filmi benim için ızdırap verici bir geri dönüş deneyimi yaşattı. Oysa The Day After Tomorrow ve özellikle 10,000 BC‘den sonra yeni bir felaket filmi ve üstelik “2012″ gibi epik bir konu üzerine kurgulanacağı haberi beni çok heyecanlandırmıştı. Ne yazık ki sonuç benim için tam bir hayal kırıklığı oldu.

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünün son bölümünde, yol haritamızın son ayağı olan ve yaşanan sürecin belki de en heyecanlı kısmı olan final bölümüne: yani eğlence kısmına yakından göz atacağız. Sosyal Medya kampanyalarında etkiyi maksimuma ulaştıran öğelerden biri de kitleyi oyunun içine katmak ve onları katılımlarını ödüllendirmektir. Bu noktadan hareketle, son haftamızda eğlenceyi doruk noktasına ulaştırmak için kolları sıvadık.

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünde bugün, kampanya süresince yaşananlara daha yakından bakacağız. Projenin hazırlık aşaması ve Yol Haritası’nın ardından sıra, çizdiğimiz yolda emin adımlarla ilerlemeye gelmişti. Bu zorlu ama bir o kadar da eğlenceli süreçte yaşananları hatırladığımıza bugün bile gülümsüyor ve mutlu oluyoruz. Karşılaştığımız zorluklara ve bizi sınırlayan olgulara rağmen o kadar keyif alıyorduk ki zaman içinde bunun alışkanlığa dönüştüğünü fark ettik. İşte o eğlenceli süreç:

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsüne kaldığımız yerden devam ediyoruz. İlk bölümde projenin hazırlık aşamasına kısaca değinmiştim. Bugün de oluşturduğumuz yol haritası ve bunun üzerinden ilerleyişimize bir bakış atalım istiyorum. Hazırsanız başlayalım:

Lotus Medya olarak, en zevk aldığımız projelerden birisi de şüphesiz Terminator Salvation / Terminatör Kurtuluş oldu. Geçtiğimiz günlerde bir yayın için benden kampanyanın öyksünü istediklerinde, süreci anlatırken sanki yeniden yaşamış gibi oldum. Sonra farkettim ki bu süreçte yaşananlardan ve deneyimlerimizden pek bahsetmemişim. Yoğun çalışma temposu arasında Lotus Medya’nın 2. yaşını doldurmaya hazırlanırken hem sizlerle bu heyecan verici deneyimi paylaşmak hem de kendi adıma bu keyifli anları not düşmek adına paylaşmaya karar verdim. Buyrun, tüm detaylarıyla Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsü: