
Her yıl adet olduğu üzere yeni yılın ilk saatlerinde, geride bıraktığımız yılın genel bir panaromasını çıkartmaya başladım. Her anı dolu dolu geçen ve birkaç istisna dışında hep yüzümü güldüren bir yıl oldu 2011. Yine her sene olduğu gibi bu yılı da tek kelimeyle tanımlamayacaksam, o kelime kesinlikle değişim olacak. Devamı »

Facebook‘un geçen hafta geliştiriciler konferasında duyurduğu yenilikler bir çok kişiyi heyecanlandırdı. Özellikle yeni profil yapısı Timeline üzerine bolca ahkam kesildi. Facebook odaklı işler yapanlar bu yeni yapıya adapte olmak için şimdiden çalışmaya başladı bile. Peki Facebook’u oluşturan esas kitle olan normal kullanıcılar ne yapacak? Devamı »

Google‘ı kurduklarında 23 yaşında olan Larry Page ve Sergey Brin ile başlayan ve 19′unda Facebook‘u kuran Mark Zuckerberk ile doruğa ulaşan “genç girişimci” sorunsalından daha önce bahsetmiştim. Girişimcilik simsarları ve hayal tacirleri sayesinde artık “girişimci” deyince akla parlak yüzlü gençler geliyor. Peki gerçekten öyle mi? Devamı »

Bazen bir kişi, müşteri, proje ya da hobi, bazen de özel hayatınızla ilgili bir durum, başlarda size eğlenceli gözüken ama zamanla çok zararlı olduğunu farkedeceğiniz biçimde vaktinizi ve enerjinizi almaya başlar. Bu basit problem genelde en büyük mutsuzluklarımızın kaynağıdır. Devamı »

Yazı ve edebiyat bağımlısı biri olarak Orhan Pamuk‘un uzun zamandır merakla beklediğim kitabı “Saf ve Düşünceli Romancı” kitabı nihayet çıktı. Ben de büyük bir iştahla okuyup ilk düşüncelerimi paylaşayım dedim.

Kim derdi ki yıllardır kullandığın marka, bir gün evine yollayacağı çok özel bir paketle seni şaşırtacak? Ofise gelen şık, siyah paketin üstündeki parmak izi alanı ilk şaşırtıcı şey oldu benim için. Sonra o alana dokununca duyulanşuh bir kadın sesi “Fatih beey” diya başlayan bir cümle kuruyordu. Ses o kadar çekiciydi ki kutunun içieriğine olan merakımı unutup, defalarca mesajı dinledim. Kutunun içinde ise başka bir sürpriz beni bekliyordu.

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünün son bölümünde, yol haritamızın son ayağı olan ve yaşanan sürecin belki de en heyecanlı kısmı olan final bölümüne: yani eğlence kısmına yakından göz atacağız. Sosyal Medya kampanyalarında etkiyi maksimuma ulaştıran öğelerden biri de kitleyi oyunun içine katmak ve onları katılımlarını ödüllendirmektir. Bu noktadan hareketle, son haftamızda eğlenceyi doruk noktasına ulaştırmak için kolları sıvadık.

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsünde bugün, kampanya süresince yaşananlara daha yakından bakacağız. Projenin hazırlık aşaması ve Yol Haritası’nın ardından sıra, çizdiğimiz yolda emin adımlarla ilerlemeye gelmişti. Bu zorlu ama bir o kadar da eğlenceli süreçte yaşananları hatırladığımıza bugün bile gülümsüyor ve mutlu oluyoruz. Karşılaştığımız zorluklara ve bizi sınırlayan olgulara rağmen o kadar keyif alıyorduk ki zaman içinde bunun alışkanlığa dönüştüğünü fark ettik. İşte o eğlenceli süreç:

Terminatör’ün Türkiye’ye geliş öyküsüne kaldığımız yerden devam ediyoruz. İlk bölümde projenin hazırlık aşamasına kısaca değinmiştim. Bugün de oluşturduğumuz yol haritası ve bunun üzerinden ilerleyişimize bir bakış atalım istiyorum. Hazırsanız başlayalım: