12 Eylül’ün Bilançosu

12 Eylül'ün Bilançosu

Zamanında bir film kampanyası için hazırladığımız mikro sitede Türkiye’nin yakın tarihindeki bir çok olayı işlemiş ve titiz bir araştırma yapmıştık. Bir çoğu zaten bildiğim şeyler olsa da o süreçte bunları hatırlamak ve yeni şeyler keşfetmek beni oldukça heyecanlandırmıştı. Bunların en önemlilerinden biri ise şüphesiz 12 Eylül darbesiydi. Devamı »

Aheduahedalkuhedalkehsslşekf

Medya Maymunu

Bir süredir iş yoğunluğu nedeniyle ülke gündeminde neler olduğunu pek takip edemedim. Arada bir göz ucuyla baktığım Twitter gibi hızlı güncellenen platformlarda gezmek, birkaç haber sitesine bakmak gündemin hızla değiştiği bu ülkede yeterli olmuyor.  Devamı »

Benim Fatih’im Çocuktu

Benim Fatih’im Çocuktu

Bu yazıya nasıl başlayacağımı ve nasıl sonlandıracağımı bilemiyorum. O kadar heyecanlyım ki…

Devamı »

Sosyal Medya Eşekleri

Sosyal Medya Eşekleri

Dünyanın en ünlü pazarlama bloglarından Marketing Conversation™ ilginç başlıklı bir yazı yayına aldı: Social Media Jackass. Yazı başlığının “Sosyal Medya Ahmağı / Eşeği” gibi bir anlamı var. İlk başta esprili bir başlıkla gene ilginç ve bilgilendirici bir makale olacağını düşündüm. Ancak yazının her yerinden tek kelimeyle “isyan” fışkırıyordu. İçeriği itibariyle çok ilginç bulduğum bu yazıyı ben de Google Reader üzerinden paylaştım. Ancak bir saat  kadar sonra baktığımda yazının siteden uçurulduğunu farkettim. Kaçıranlar için yazının orijinalini ve çevirisini aşağıya koyuyor, yorumu da size bırakıyorum. Devamı »

Büyüklere Sosyal Medya Masalları

Sosyal Medya

Bir varmış, bir yokmuş… Teknolojiyi ve bilgiyi hep dışarıdan ithal eden bir ülkede, pazarlama vilayetinde markalar ve ajanslar mutlu ve huzurlu bir hayat yaşarlarmış. Her güne aynı şekilde başlayıp, atalarından kalan geleneklerini devam ettiren şehrin sakinleri, arada bu montonluktan sıkılıp farklı şeyler denemeye kalkışanları isyan çıkarmakla suçlayıp, hızla aforoz ederek alışkanlıklarını sürdürür, törelerini korurlarmış. Bu kurulu  düzen süregiderken bir gün, yine ithal edilen kolilerden birinin üstündeki yazı hepsini kuşkulandırmış: Sosyal Medya.

Devamı »

Okul Öğretmeninden Altı Ders: Sonuç

John Taylor Gatto

Makale Yazarı: John Taylor Gatto

Mevcut okulların en büyük başarısı şu ki, benim en kaliteli öğretmen arkadaşlarım arasında, hatta tanıdığım en iyi aileler arasında bile çocukların başka türlü eğitilebileceğine dair düşünceye sahip olanların sayısı son derece azdır.

Oysa belki bir yüzyıl öncesinde durum çok daha başkaydı: İnsanlar yine disiplinliydiler, ama aynı zamanda özgürdüler; sosyal sınıflar arasında bu kadar keskin bölünmeler yoktu; insanlar kendilerinden daha emin, icad yeteneği yüksek, ve en önemlisi, pek çok şeyi bağımsız olarak kendileri düşünüp kendileri yapabiliyordu. Hayatın ferdî kısmı ve ferdî tercihler bir şekilde yaşama imkânı buluyordu.

Okullar bazı şeyleri çok abartıyorlar. Bir çocuğun temel okuma yazma ve matematik yeteneklerini kazanması için elli saatlik bir ders programı yeterlidir aslında. Ondan sonrasını çocuklar kendi kendilerine de öğrenebilirler. Okulda geçen on iki yıl, çocuğun yeteneklerinin geliştirilmesi amacı öne sürülse de, çoğunlukla etkisiz geçirilen bir süredir.

Toplum hayatı içinde bütünüyle aktif bir rol almadan bütün bir insan olmayı başaramazsın” diyordu Aristotle. Ve kesinlikle haklıydı. Etrafınıza ya da aynaya bir bakın; görünen manzara bu değil mi?

Makale Yazarı: John Taylor Gatto. Whole Earth Review’in 1991 Sonbahar sayısındaki “The Six-Lesson Schoolteacher” başlıklı makalesi‘nden çevrilmiştir.

Son söz: Bu makale çevirisi oldukça ilgi gördü. Sağda solda hakkında yazılar çıktı. Okurlardan da son derece olumlu tepkiler geldi. Umarım eğitim üzerine bir kez daha düşünmeye vesile olmuş, kendi payımıza da dersler çıkarabilmişizdir.

Kaçıranlar veya tekrar okumak isteyenler için bölümler

Okul Öğretmeninden Altı Ders – 6: Gözetim

Okul Öğretmeninden Altı Ders – 6: Gözetim

Çocuklara öğrettiğim altıncı ders, “daima izleniyor oldukları” dersidir. Ben bir eğitimci olarak öğrencilerimi daima gözetim altında tutarım. Bütün öğretmen arkadaşlarım da aynı şeyi yaparlar. Bu sebeple, çocukların kendilerine özel bir alanları yoktur, kendilerine özel bir zamanları da. Belki ders başlangıcında gelişigüzel arkadaşlık yapmaları için en fazla beş dakikaları olur. Sonra öğretmenler olarak bu süreci hemen keseriz. Eğer öğrenci gevezeliğe evde devam ediyorsa, aileleri çocuklarının düzensiz davranışlarını rapor etmeye teşvik ederek, onu da engellemeye çalışırız.

Devamı »

Okul Öğretmeninden Altı Ders – 5: Değerlendirme

Okul Öğretmeninden Altı Ders - 5: Değerlendirme

Öğrettiğim beşinci ders, “Öğrencinin değerinin onun değerini ölçen bir ‘gözlemci’ye bağlı olmasıdır.” Öğrenciler okullarda sürekli değerlendirmeye tabi tutulur ve o değerlendirmeler sonucunda belli etiketlemelere maruz kalırlar. Bir kesinlik izlenimi veren aylık öğrenci raporları, çocuğun etrafındaki onaylayıcıların sayısını arttırmak için evlere gönderilir. Ailelerin bu rapordan ne derece hoşnutsuz olacaklarının bir önemi yoktur. Aslında uzun bir uğraş sonucunda hazırlanmayan bu raporlar, öğrencinin “kusur profili”nin ortaya çıkarılmasını sağlar. Oysa bu “kusurlar” çocuğun belli bir mekanda belli bir andaki davranışlarından elde edilir. Ve bunlara bakılarak, çocuğun geleceği hakkında önemli birtakım kararlar alınır.

Devamı »

Okul Öğretmeninden Altı Ders – 4: Bağımlılık

Okul Öğretmeninden Altı Ders – 4: Bağımlılık

Öğrettiğim dördüncü ders, “Hangi derslere çalışacağına öğretmen olarak benim karar vereceğimdir.” Sahip olduğum bu güç sayesinde “iyi çocuklar” ile “kötü çocuklar”ı her zaman birbirlerinden ayırma fırsatı yakalarım. İyi çocuklar onlara verdiğim ödevi benimle hiçbir çatışmaya girmeden ve büyük bir istekle yapan öğrencilerdir. Aslına bakarsanız, çocuklara öğretilecek milyon tane iyi konu vardır. Ama ben öğretmen olarak bunların içinden yalnızca birkaç tanesini seçerim. Bu tercih bana aittir. Bu tercihi yaparken, hiç kuşkusuz, öğrencilerin bireysel merak ve ilgilerini görmezden gelirim.

Devamı »

Okul Öğretmeninden Altı Ders – 3: Bireysellik

Okul Öğretmeninden Altı Ders – 3: Bireysellik

Öğrettiğim üçüncü derse gelince: “Çocukların özgür iradelerini önceden tasarlanmış emir zincirleriyle kuşatmaktır.” Bir öğretmen olarak okulda öğrencilerin sayısız kararına müdahale ederim. Bunu yaparken, ya bana meşru bir hak olarak verilen notla korkuturum onları. Ya da benim sınıf üzerindeki kontrolümü tehdit eden davranışlarını disipline bildirmekle geri püskürtürüm. Özellikle bu gibi durumlarda benim kararlarım birbirine ardına hızla gelir.

Devamı »

Sayfa: 1 / 212