Dost Dediğin…

Dost Dediğin...

Geçen sene sonlarına doğru arkadaşlık kavramı üzerine bazı şeyler yazmıştım. Dün bir arkadaş sohbetinden sonra aklıma çocukluk zamanlarımdan kalma eski bir öykü düştü ve o yazıda da geçen dostluk kavramını yeniden sorgulamaya başladım. Devamı »

Güvercin Gerdanlığı

Güvercin Gerdanlığı

Artık çok nadir güncelleyebildiğim Okuduklarım‘da günün anlam ve önemine uygun bir öneride bulunmak istiyorum size: Güvercin Gerdanlığı. Endülüslü filozof İbn Hazm‘ın 1027 yılında yazdığı bu müthiş eseri ben lise yıllarımın ilk dönemlerinde, başımda kavak yelleri eserken okumuş ve resmen şok olmuştum. Devamı »

Aşk Ölümcül Bir Hülyadır

 Aşk Ölümcül Bir Hülyadır

Öteden beri ne zaman kadın-erkek ilişkilerine dair bir konu açılsa, ister istemez bir kavramın mutlaka lafı geçer: Aşk. Tarihin varlığından beri süregelen, tanımı için onlarca yazar, düşünür ve bilimadamının uğraş verdiği bu kavram üstüne herkesin mutlaka söyleyecek bir sözü vardır. Benim tanımım da kendime göre… Devamı »

Bir 30 Yaş Yazısı

Bir 30 Yaş Yazısı

Günlük tutmanın en güzel yanlarından biri de dilediğiniz zaman kişisel tarihinizde ayrıntılı bir yolculuğa çıkabilmeniz… Benim gibi unutkanlığı meşhur adamlar bile günlükler sayesinde birçok şeyi yıllar sonra, sanki o ana gidecek kadar detaylıca hatırlayabiliyorlar. Örneğin aşağıdaki satırlar 18 yaş günlüğümden: Devamı »

Arkadaşlığın Anatomisi

Arkadaşlık

İnsani ilişkilere dair hemen her kavram gibi arkadaşlık kavramı da üzerinde uzlaşamadıklarımızdan malesef.  Kimimiz için “arkadaş” sıfatıyla nitelendirilen kişiler hayatımızın en önemli insanları iken, kimimiz için ise gayet sıradan insanlar olabiliyor. Kimileri “arkadaş” adına şarkılar, şiirler yazayabiliyor. Kimileri ise sadece karşısındakine hitap ederken, son kelime olarak kullanıyor “arkadaş”ı. Devamı »

Benim Olsana Sen

Benim Olsana Sen

Adamın kafasında hep aynı üç kelime dönüp duruyordu saatlerdir: “Benim olsana sen”. Gecenin boşluğuna karışan sigara dumanının arkasından çıplak silüeti gözüken kadın, uyumadan önce munis bir şekilde koynuna sokulup, kokusunu içine çekmiş ve gözlerinin içine bakarak böyle fısıldamıştı ona. Devamı »

Elveda 2009

2010

Hayatımın en zor zamanlarını yaşadığım ve sanırım hep nefretle anacağım yıl nihayet bitiyor ve ben ona elveda diyorum. Oysa 2008 biterken ne umutlar vadediyordu bana… “Elveda” kelimesini ve anlamını bu kadar seveceğim hiç aklıma gelmemişti. Yılbaşından, kutlama ve jargonlarından, yaklaşan doğum günü ve ömrümden bir yıl daha geçmesinin habercisi olarak pek hoşlandığım söylenemez. Ancak bu defa adeta hasretle bekliyorum bu yılın bitmesini. 2009′a dair söylenecek tek bir şey varsa o da beni “büyüten” bir yıl olduğudur. Devamı »

Kan Tutar

Kanlı Gül

“İlk aşkım olduğunu biliyormuydun.” dedi bana. “Biliyordum” dedim. “Ve hayatım boyunca herşeyi seninle kıyasladığımı?” diye devam etti. Durmasını söyledim ona, söylediklerinin içimi kanattığını… Ama o durmadı:

Hayatım hep seni düşünmekle geçti mesela. Her şeyde biraz sen vardın. Her mutsuzluğumda seni düşünerek mutlu oldum. Çünkü ben kin gütmeyen biriyim. Kader deyip geçiyorum hep… Ama kimseyi senin yerine koyamadım. Sense bunu hiç bilemedin.

Dayanamadım: “Sen hiç bir şey söylemedin ki! Bunları nereden bilebilirdim? Kapalı bir kapıydın hep benim için!” diye isyan ettim.

Devamı »

Arınma Terapisi

Arınma Terapisi

Bembeyaz, tertemiz, ışıl ışıl bir gömleğinizin olduğunu düşünün. Üstüne bir leke yapıştığında hemen onu çıkarmak ve temizlemek için uğraş verirsiniz telaşla… Eğer önemsemezseniz, ikinci leke size hiç dokunmayacaktır. Bu boşvermişlik, başlardaki tertemiz gömleğin katrana dönüşene dek çirkefe bulanmasıyla sonuçlanır. Ruhumuz da aynen böyledir. Çocukluğumuzdaki o saf ve temiz iç dünyamızı sonraki yıllarda katrana dönüştüren şey, belki de onu ilk pislikle tanıştığında telaşlanıp temizlemekten imtina etmemizdir.

Devamı »

Beyaz Zambak

Beyaz Zambak

Hayatımın en önemli yazlarlarından Balzac‘ın kitaplığımda önemli bir yere sahip olan müthiş bir romanı vardır: Vadideki Zambak. Kitap, aristokrat bir aileden gelen genç bir adam olan Felix’in bir partide karşılaştığı, kendinden yaşça büyük ve evli bir kadın olan Henriette’e gördüğü andan itibaren aşık olmasını anlatır. Onu gördüğü ilk anı bir türlü unutamayan Felix ile Henriette,sonraları tekrar karşılaştığında koyu bir sohbete başlarlar. Asık suratlı, soğuk bir adamla mutsuz bir evliliği olan Henriette, kendisini birdenbire ona ailesindeki durumları ve kederli çocukluğunu anlatan bu adamla dertleşirken bulur. Zamanla aralarında temiz ve gizli bir aşk başlar. Fakat aşklarının imkansızlığı, aralarına giren uzak mesafeler ve zamanların etkisi, üzerlerinde yaratılan toplumsal baskılar gibi nedenlerle bu ikilinin acı dolu hikayesi giderek bir trajediye dönüşür. Öyle ki kitabı okurken, özellikle ikilinin mektuplaşmalarında gözyaşlarınıza hakim olamayabilirsiniz.

Bu aşk, diğer roman ve hikayelerdekilerin aksine  yaşamsal her türlü zevk, olgu, durum ve menfaatlerden uzak, tamamen ruhsal bir duygu sağanağıdır. Nedensiz ve zamansız olması ile de okuyucuyu derinden etkiler. Bütün bunları size anlattım; çünkü birazdan size anlatacağım kadın, yani “Beyaz Zambak” ile olan hikayem de bu öyküye çok benzer.

Devamı »

Sayfa: 1 / 212