
Her yıl adet olduğu üzere yeni yılın ilk saatlerinde, geride bıraktığımız yılın genel bir panaromasını çıkartmaya başladım. Her anı dolu dolu geçen ve birkaç istisna dışında hep yüzümü güldüren bir yıl oldu 2011. Yine her sene olduğu gibi bu yılı da tek kelimeyle tanımlamayacaksam, o kelime kesinlikle değişim olacak. Devamı »

Hatırlarsanız birkaç ay önce deneysel bir öykü çalışmasına başlamıştım. 2011′in son günlerinde bu çalışmayı beşinci ve son bölümüyle bitireyim istedim. Benim için kitap konusunda güzel bir ön deneyim oldu. Umarım beğenmişsinizdir. Öyküye dair fikri olmayanlar ilk bölüme gidip, adım adım ilerleyebilir. 2012′de görüşmek üzere. Devamı »

Yapım aşamasından itibaren merakla beklediğim, ancak uzun zaman sonra izleyebildiğim The Kennedys, Amerika’nın en ünlü siyasi figürlerinin üyesi olduğu Kennedy Ailesi‘ni ve bu ailenin Amerika tarihindeki yerini anlatan olayları konu alıyor. Devamı »

Geçen hafta yayınlamaya başladığım deneysel öykü çalışmasının üçüncü bölümündeyiz. Önceki bölümleri okumadıysanız konsept yabancı gelebilir. Birinci bölümü okumak için buraya, ikinci bölümü okumak için ise buraya bakabilirsiniz. Okuduysanız, öyküye aşağıda kaldığınız yerden devam edebilirsiniz. Devamı »

Günlük tutmanın en güzel yanlarından biri de dilediğiniz zaman kişisel tarihinizde ayrıntılı bir yolculuğa çıkabilmeniz… Benim gibi unutkanlığı meşhur adamlar bile günlükler sayesinde birçok şeyi yıllar sonra, sanki o ana gidecek kadar detaylıca hatırlayabiliyorlar. Örneğin aşağıdaki satırlar 18 yaş günlüğümden: Devamı »

Neredeyse bitmesini istemeyeceğim bir yılı geride bıraktım ve yeni yılın ilk saatlerinde geleneğimize uyarak, geçtiğimiz yılın bir muhasebesini yapmaya koyuldum. 2009 faciasından sonra 2010, özellikle 2. yarısında benim için çok iyi ve verimli bir yıl oldu. 2010′i tek kelimeyle tanımlamaya kalkarsam: adalet diyebilirim. Neden bu kelimeyi seçtiğime gelince: Devamı »

Bir süredir çılgın ve koşuşturmacalı bir telaş içindeyim. 2009 faciasının ardından 2010′a daha temkinli ve çekimser bir ifade ile girmiştim. Ama bu kadar maceralı bir yıl olacağını ben de tahmin etmiyordum. İlk yarısını geride bıraktığımız 2010′da bir süredir sesimin çıkmadığını farkedip habire sıkıştıranlara hem bir açıklama yapayım, hem de bundan sonra çıktığım yeni yoldaki durakları kısaca anlatayım istiyorum. Devamı »

Hayatımın en zor zamanlarını yaşadığım ve sanırım hep nefretle anacağım yıl nihayet bitiyor ve ben ona elveda diyorum. Oysa 2008 biterken ne umutlar vadediyordu bana… “Elveda” kelimesini ve anlamını bu kadar seveceğim hiç aklıma gelmemişti. Yılbaşından, kutlama ve jargonlarından, yaklaşan doğum günü ve ömrümden bir yıl daha geçmesinin habercisi olarak pek hoşlandığım söylenemez. Ancak bu defa adeta hasretle bekliyorum bu yılın bitmesini. 2009′a dair söylenecek tek bir şey varsa o da beni “büyüten” bir yıl olduğudur. Devamı »

Bu yazı bir aşkın öyküsü aslında. Belki de ölene dek sürecek bir bağlılığın hikayesi. Çok öncelerden, çocukluğumdan başlayabilirim bu öyküye. Uzunca zamandır, tanıştığımı bilip de bir türlü adlandıramadığım bu kavramın adını ilk duyduğum an hissettiğim şeylerden… Öylesine yoğundu ki o sıralar içimdeki yalnızlık; kelimenin tam anlamıyla aşık olmuştum bu duyguya. Benim için vazgeçilmez bir şey olmuştu. Kendimle başbaşa kalmak, kendimi dinlemek, bana inanılmaz zevk veriyordu. İçimdeki boşluğun beni hızla içine çektiği dipsiz bir kuyu olduğunu anladığım o an, hayatımdaki devrimlerden biridir. Bu “yalnız kalmak” ile alakalı değil, “yalnız hissetmek” ile alakalı bir durum. Biraz anlatmaya çalışayım isterseniz.