
Dün bir konferans için sunum hazırlığı yaparken Google‘ın kıyıda köşede kalmış onlarca servisinden birine rastladım: Google Public Data Explorer. İçinde yaşadığımız dünyanın yıllar içindeki değişimini basit ve hızlı bir şekilde incelememizi sağlayan bu harika servis beni bugünümüze ve geleceğimize dair çeşitli düşüncelere sevketti.
Benim de içinde bulunduğum Y Kuşağı, “şu ana kadar yaratılmış en eğitimli, en medeni ve en teknolojiye açık nesil” olarak tanımlansa da gerek mensubu olduğumuz toplum, gerekse tarihi etkenler ve teknolojik süreçle oluşan inatçı kötü huylarımız var. Bunlardan en önemlisi ve bence en büyük sorunumuz ise 1980 sonrasındaki süreçte adeta iliklerimize işleyen; olaylar, fikirler ve kurumlar ile değil de sürekli kişiler ile uğraşıyor olmamız. Belki de bu nedenle yakın zamana dek ülke geleceğene dair pek umutlu değildim.
İnsanlar eğitim düzeyi, kariyeri ve ekonomik sınıfı ne olursa olsun sürekli başkalarının hayatları ve yaptıklarını kurcalamaya bayılıyor. Ortağı olduğum şirketler ve bu sebeple içinde bulunduğum sektörde de durum çok farklı değil. Firma sahiplerinden, stajyer elemanına, girişimci gençler(!)den, danışmanlara, hayal simsarlarından teknik adamlara dek -hemen- herkes “Daha iyi nasıl?” sorusunun peşine düşüp, kendini, işini ve hayatını geliştirmek yerine ”O ne yapmış?” sorusunun peşinde, hem kendini hem de içinde bulunduğı sektörü (iş kolunu?) yıpratmakla meşgul.
Bilişim Teknolojiler Olimpiyatları’nda jüri üyeliği yaparken önüme gelen çalışmalarda orta öğretim ve lise öğrencilerinin düzeyi beni hayrete düşürmüştü. Şimdi de verilere baktığımda bu genç nüfus, geleceğe dair müthiş bir umut kaynağı olarak gözüküyor.
TÜİK verilerine göre gerçek Türkiye halkı henüz 35′ine girmedi. Şu anda ülkemizde 15-29 yaş arası 20 milyona yakın genç yaşıyor. Bu gençlerin beşinden biri işsiz. Beş milyondan fazlası ne okuyor ne de çalışıyor. Belki de bu nedenle yetişkinlere göre ortalama %3 daha kötümserler. Ama bu tembel ve saygısız oldukları anlamına da gelmiyor. Konda‘nın 2008′de yaptığı bir araştırmaya göre Türkiye ile ilgili korkuları en az olan kesim 25-34 yaş arası gençler. 30 yaşın altındaki üniversite mezunlarında “ötekini anlamaya çalışma oranı” yani başkasına saygı, genel ortalamadan iki kat daha büyük. Üstelik bu oran kadınlarda daha da yüksek.
Yine TÜİK verilerine göre gelecek iki genel seçimde ilk defa oy vereceklerin oranı 20 milyona yakın. Yani bu demek oluyor ki ülkenin kaderini onlar belirleyecek. Türkiye, genç bir nüfusun ekonomik ve siyasi avantajlarından daha fazla faydalanmaya başlayacak. Her üç yetişkinden birinin doğduğu yerde yaşamadığı Türkiye’de yeni nesiller kentli ve yerleşik olacaklar. İşte o zaman işler büyük oranda değişecek.
New York Üniversitesi‘nden Selçuk Şirin‘in Bahçeşehir Üniversitesi ile birlikte 52 il ve 253 ilçede , 18-25 yaş arası 1403 kişiyle gerçekleştirdiği bir araştırmanın en çarpıcı sonuçlarından biri de şuydu: Gençler, aynı partiye farklı nedenlerle, farklı partilere de benzer nedenlerle oy verebiliyor. Bu, idolojik bağlılıkların da giderek zayıfladığı anlama geliyor. Yani: gelecekte bu toplumu birarada yaşamaya daha eğilimli insanlar oluşturacak.
3 yıl önce Türkiye’nin en büyük firmalarından birinin insan kaynakları departmanında, bir sunum yapılmıştı. İşte size sunumdan yeni nesli tarif eden bazı maddeler:
- Karakterlerine uymayan işlerde çalışmamayı tercih ederler.
- Kariyerlerini kendileri çizmek ve ona göre ilerlemek isterler.
- Özgüvenleri oldukça yüksektir.
- Eskilere göre daha doyumsuzdurlar ve birçok şeyi istemekten çekinmezler.
- Sabırsızdırlar.
- Teknolojiyi takip etmek ve hız onlar için her şey demektir.
- Emir-komuta zincirinde çalışmayı sevmezler, sorgularlar, susmazlar.
- Daha yaratıcı bir kişiliğe sahiptirler.
- Değişime çok hızlı adapte olurlar ve açık fikirlidirler.
- Fikir özgürlüğünün daha yüksek olduğu bir ortamda büyüdüklerinden diğer kuşaklara göre en hoşgörülü kuşaktır.
Eski kafalı politikacılar ve köşe yazarları hep genç nüfusa sahip olmakla övünürler ama en hazzetmedikler şeyler de bu yeni huylardır. Yukarıdaki tablodan sonra ister istemez içimde bir umut doğdu. Genç Nüfus ve hoşgörülü yeni bir nesil… Olabilir mi acaba? Belki de yaşlanıyorumdur.
Kaynaklar: Google Public Data Explorer ve TÜİK verileri, Selçuk Şirin ve Konda araştırma raporları, Wikipedia, 100 Umut – Gündüz Vassaf
Yorumunuz:
Elinize sağlık Fatih bey. Bence başta insanları yönlendirmek gerek. Listedeki maddelere gelince doğru analize ne söylenir ki :)
İyi çalışmalar