
Zamanında hayatımın adamlarından biri ilginç bir hikaye anlatmıştı. Sonuna dek ilgiyle dinlemiş ve sonunda irkilmiştim. O zamanlarda temeli atılan bu uyanışın sonradan adımlara dönüşmesiyle çıktığım yolda yeni bir dönüm noktasındayım ve ister istemez tekrar o hikayeyi hatırladım.
“Meşhur Yunanlı Hatip Demosthenes, bir gün Atina’daki bir toplantıda konuşmak için kürsüye çıktığında, ahali aralarında konuşmayı bırakıp gürültüyü kesmedi. Bunun üzerine Demosthenes halka hitaben şöyle dedi: “Size yalnızca iki cümlecik söyleyeceğim.” Sözünü tamamlar tamamlamaz da, bir fıkra anlatmaya başladı: “Vaktiyle bir Atinalı bir yere gitmek için bir eşek kiralamış. Eşeğini kiraya veren adam da aynı yere gideceği için beraberce yola koyulmuşlar. Tam yarı yola geldiklerinde bir sıcak basmış. Dinlenmek için mola vermek zorunda kalmışlar. Fakat ortalıkta hiç gölgelik bir yer yokmuş. Eşeğin asıl sahibi hemen eşeğin gölgesine sığınmış. Bunu gören öteki adam hiddetlenmiş:
“Oraya oturmak benim hakkım” demiş.
“Niçin?”
“Çünkü eşeğini kiraladım ben!…”
“Ama ben eşeğin gölgesini kiraya vermedim ki!”
Derken aralarında muazzam bir kavga çıkmış…”
Demostenes, sözün burasına gelince, hemen kürsüden indi. Halkın: “Sonra ne olmuş, anlatsana” diye bağırması üzerine, tekrar kürsüye çıktı: “Ey ahali,” dedi. “Sizin iyiliğiniz için bir lâf edeyim dedim, dinlemediniz. Ama bir eşeğin gölgesini nasıl da merak ediyorsunuz…”
Hikaye böyle. Artık bir eşeğin gölgesinin, gerçeklerin üzerine karanlık gibi çöktüğü zamanlardayız. Eşeğin gölgesini merak edenler başka bir şey dinlemek istemiyor. En azından ben kendi adıma hayatımın 2 kayıp yılını böyle geçirdim. Silkinip de kendime geldiğimde dağıttığım taşları yeniden toparlamam için önümde uzun ve zor bir süreç vardı.
Her bir adım üstümdeki yükü hafifletirken, içine düştüğüm kuyudan beni biraz daha yukarı çıkarıyordu. Bahanelerin arkasına saklanmadan, önce kendime karşı dürüst olup, eşeklerin gölgesine dair hikayelere kulak tıkadığımda gerçeğin aydınlık yüzü kendini göstermeye başladı.
İmgelerden simgelere geçildiği, mananın yerini maddeye bıraktığı, metaforların metaformoza dönüştüğü bir zamanda bu dar kalıplardan ve görüş alanımızı gölgeleyen eşeklerden kurtulmak için anın gerçeğini kabul ederek işe başlamak gerekiyor. Sizi çepeçevre kuşatan bu duvarları yıkmak, gölgelerden sıyrılmak yine sizin elinizde. Hapsolduğunuz yeri benimsemiş, kabullenmiş ve sevmeye başladıysanız o başka tabi. Sözü yine aynı adamın harikulade tespitiyle bitiriyorum:
Olan haklıdır. Olmasını istediğimiz ise hakkını vermekle yükümlü olduğumuz şeydir.
Yorumunuz:
[...] bunu 30 yaşımda keşfettim. Biraz geç oldu ama şimdi çok mutluyum. Bir şeyin üstesinden gelebilmek için sürekli çabalarken ya -odaklandığınız şey [...]
[...] ardından arkadaşlık ve dostluk kavramları netleşmiş, “az ama öz” bir çevre ile eşeğin gölgesinden uzakta, sakin ve huzurlu zamanlar geçirdim bu yılda. Bu eşsiz zamanların değeri benim için [...]