
Yeni Başlangıçlar‘dan söz ettiğimden bu yana katıldığım her etkinlikte karşılaştığım dostlar aynı soruyu sordular: “Şimdi ne yapıyorsun?” Bu soruya her defasında aynı coşkuyla cevap verdim: “Geziyorum, okuyorum, yazıyorum, çalışıyorum, eğleniyorum. Her şey harika!” Cevap memnun edici olsa da yeni sorulara gebe oluyordu. Şimdi bu kocaman muğlak ifadeyi biraz açmanın zamanı geldi. Devamı »

İnsani ilişkilere dair hemen her kavram gibi arkadaşlık kavramı da üzerinde uzlaşamadıklarımızdan malesef. Kimimiz için “arkadaş” sıfatıyla nitelendirilen kişiler hayatımızın en önemli insanları iken, kimimiz için ise gayet sıradan insanlar olabiliyor. Kimileri “arkadaş” adına şarkılar, şiirler yazayabiliyor. Kimileri ise sadece karşısındakine hitap ederken, son kelime olarak kullanıyor “arkadaş”ı. Devamı »

Türkücülükten sinemacılığa transfer olduğundan beri herkesin filmleri ile ilgili bir şey söylediği Mahsun Kırmızıgül, yine çok konuşulan bir film ile karşımızda. Önyargılarım nedeniyle uzun zaman dirensem de iki ay kadar önce merakıma yenilerek ilk iki filmini izlemiş, çevremdekilerle de görüşlerimi paylaşmıştım. Yeni filmi ise fragmanı ile o kadar ilgimi çekti ki uzun zaman aradan sonra sinemada bir türk filmi izlemeye ikna etti beni. Devamı »

İkili ilişkilere dair o kadar çok parametre vardır ki bilinmesi gereken; bazen bu tecrübeleri edinmek bütün hayatınıza yayılacak kadar fazla zamanınızı alabilir. Benim edindiğim en büyük tecrübelerden biri ise karşılıklı yapılan iyilik ve fedakarlıklardan ziyade, yanlışların sonuçlarının ezici üstünlüğü üzerine. Bu nedenledir ki karşımdakinden ne kötülük görürsem göreyim “intikam” duygusundan özellikle kaçınırım. Devamı »

The Social Network filmi çıkışında birçok yeni nesil girişimcinin(!) ve aklıevvel meslektaşımın fena halde gaza geleceğini düşünüyordum. Nitekim öyle de oldu. Filmi izleyenlerin önemli çoğunluğu, hemen yeni klon projeler veya varolan girişimleri konusunda hayaller kurmaya ve konuşmaya başlamışlardı bile. Konumuz tabii ki film değil. Ben size bu magazinsel öykülerin aksine biraz gerçeklerden bahsetmek istiyorum. Devamı »

Adamın kafasında hep aynı üç kelime dönüp duruyordu saatlerdir: “Benim olsana sen”. Gecenin boşluğuna karışan sigara dumanının arkasından çıplak silüeti gözüken kadın, uyumadan önce munis bir şekilde koynuna sokulup, kokusunu içine çekmiş ve gözlerinin içine bakarak böyle fısıldamıştı ona. Devamı »

Bir süredir çılgın ve koşuşturmacalı bir telaş içindeyim. 2009 faciasının ardından 2010′a daha temkinli ve çekimser bir ifade ile girmiştim. Ama bu kadar maceralı bir yıl olacağını ben de tahmin etmiyordum. İlk yarısını geride bıraktığımız 2010′da bir süredir sesimin çıkmadığını farkedip habire sıkıştıranlara hem bir açıklama yapayım, hem de bundan sonra çıktığım yeni yoldaki durakları kısaca anlatayım istiyorum. Devamı »

Kelimelerin tükendiği yer burası… Bugün yazı yazmak gelmiyor içimden. Kusmak istiyorum. Ağız dolusu, içimi parçalarcasına, çatlarcasına kusmak, saatlerce… Devamı »

Bu yazıya nasıl başlayacağımı ve nasıl sonlandıracağımı bilemiyorum. O kadar heyecanlyım ki…

Ne zaman ve nerede duyduğumu hatırlamıyorum ama esrarengiz bir biçimde iki gündür yeniden ağzıma dolanan bir cümle var: “İbrahim, içimdeki putları devir!” Önce mırıldanarak söylediğim bu cümle sürekli tekrarladığım bir şey haline gelince işler iyice çığrığından çıktı.
Şöyle bir araştırma yaptığımda cümlenin Asaf Hâlet Çelebi‘nin bir şiirine ait olduğunu öğrendim. Hatta Aykut Kuşkaya‘nın da eklemeler yaparak bu şiiri bestelemiş olduğunu görmek beni çok şaşırttı. Son günlerime derin anlam katan bu mısraları sizinle paylaşmasam olmazdı. Devamı »